Jeopolitik Gerilimler Türkiye’nin Kredi Notu Üzerindeki Pozitif Görünümü Olumsuz Etkiledi

Türkiye, 2026 yılına güçlü rezervleri ve dezenflasyon programına olan güvenle giriş yapmıştı. Ancak, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerginlikler ve savaşın finansal göstergelere olan olumsuz etkisi, bu olumlu tabloyu hızla değiştirdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri eylemleri, Türkiye’nin kredi notunun yükselmesi beklenen ihtimallerini piyasalardan silip süpürdü. Özellikle rezervlerdeki azalma ve artan risk algısı, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerine de doğrudan yansıdı.

Fitch Ratings, yılın başında Türkiye’nin kredi notu görünümünü pozitif olarak revize etmişti, fakat savaşın etkileri sonucunda, beklenmedik bir kararla görünümü tekrar “durağan” seviyeye indirdi. Kuruluş, rezervlerdeki düşüş ve jeopolitik risklerin artışını bu değişikliğin temel sebepleri arasında gösterdi. Türkiye’nin kredi notu ise “BB-” seviyesinde sabit tutuldu. Fitch, Türkiye ekonomisinin güçlü ve çeşitlendirilmiş yapısının, düşük kamu borcunun ve bankacılık sektörünün dayanıklılığının olumlu unsurlar olarak öne çıktığını vurguladı.

Merkez Bankası’nın Türk Lirası’nı koruma amacıyla yaptığı döviz satışları, rezervlerde belirgin bir azalmaya yol açtı. Swap hariç net rezervler, 18,4 milyar dolara düşerek son bir yılın en düşük seviyesine geriledi. Türkiye’nin 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primi ise 239 puan seviyesinde haftaya başladı. Bu durum, dış finansman maliyetlerinin artabileceğine işaret ediyor.

Borsa İstanbul, ateşkes beklentileriyle önceki hafta yükselmişti, ancak yeni haftaya satış baskısıyla başladı. BIST100 endeksi yüzde 1’in üzerinde gerileyerek, bankacılık endeksinde daha sert düşüşler görüldü. Savunma ve enerji hisseleri ise pozitif ayrışarak, özellikle Aselsan ve TÜPRAŞ hisselerindeki yükseliş, endeksteki kayıpları sınırlayan en önemli etken oldu.

Uzmanlar, savaşın uzaması durumunda enerji fiyatlarının artabileceğini, cari açığın genişleyebileceğini ve dış finansman koşullarının zorlaşabileceğini öngörüyor. Bu gelişmelerin enflasyonla mücadeleyi daha karmaşık hale getirebileceği düşünülüyor. Ayrıca, olası kamu destekleri ve eşel mobil uygulamaları, mali disiplin açısından risk oluşturabilir.

Piyasalarda kısa vadede en dikkat çekici konu ise S&P’nin Türkiye değerlendirmesi olacak. Ekonomistlerin büyük bir kısmı, kredi notunun “BB-” seviyesinde korunmasını ve görünümün büyük olasılıkla “durağan” kalmasını bekliyor. Ancak, artan dış kırılganlıklar nedeniyle görünümde aşağı yönlü bir revizyon ihtimali de gündemde kalmaya devam ediyor.

Yılın başında güçlenen not artışı beklentileri, jeopolitik gelişmeler ve rezerv kaybı nedeniyle büyük ölçüde rafa kaldırılmış durumda. Uzmanlar, kısa vadede kredi derecelendirme kuruluşlarından olumlu bir adım gelmesinin zorlaştığına dikkat çekerken, temmuz ayına kadar yeni bir sürpriz karar beklenmediğini vurguluyor.