Dünya Savaşı Devam Ederken Erdoğan’ın Muhalefeti Bastırma Stratejisi

Dünya Savaşı Devam Ederken Erdoğan'ın Muhalefeti Bastırma Stratejisi

2 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan The Telegraph gazetesindeki analiz, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın Türkiye için uzun vadede avantajlar sağladığını öne sürdü. Analizde, bu durumun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, demokrasi karşıtı politikalarını küresel bir eleştiri olmaksızın hızlandırma fırsatı sunduğu ifade edildi.

“Erdoğan İçin İdeal Uluslararası Atmosfer” Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı’nın kurucu direktörü Gönül Tol, analizde şu görüşlere yer verdi: “Erdoğan’ın iç politikada atacağı adımlar için oldukça elverişli bir uluslararası ortam mevcut. Jeopolitik gelişmeler, Erdoğan’a iç politikada daha fazla özgürlük sunarak, istediğini yapma cesareti veriyor.”

Analiz, Erdoğan’ın Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Donald Trump dönemindeki ABD’nin güven kaybı sonrası oluşan güvenlik ve diplomatik boşluktan yararlandığını belirtti.

Dünya Gözünü Başka Yöne Çevirirken Muhalefete Baskı Analizde, İran savaşının başlangıcından dokuz gün sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmaya başlandığı ve bu süreçte Batı’dan tek bir eleştiri gelmediği vurgulandı. İmamoğlu’na yöneltilen rüşvet ve suç örgütü liderliği gibi suçlamaların, muhalefeti etkisiz hale getirme amacını taşıdığı ifade edildi. Bu suçlamaların toplamda 2000 yılı aşan hapis cezasıyla sonuçlanabileceği kaydedildi.

Ekonomik Sorunlar Baskıyı Artırıyor Analizde, Erdoğan’ın son yıllarda ortalama %50 civarında seyreden enflasyondan dolayı tabanında bir erozyon yaşadığı, bu nedenle baskılarını artırdığı dile getirildi. ABD merkezli danışmanlık firması Amena Strategies’ten Yusuf Can’ın değerlendirmesi de şu şekilde aktarıldı: “Erdoğan’ın hükümeti, 10-15 yıl önceki popüler destekten yoksun olduklarını biliyor. Bu nedenle CHP’yi ortadan kaldırmak için baskıcı ve otoriter yöntemlere başvuruyorlar. Eğer Erdoğan, seçimleri geçmişte olduğu gibi ekonomi politikaları veya gerçek demokratik yöntemlerle kazanabilseydi, son dönemdeki bu dramatik önlemleri almak zorunda kalmazdı.”

Türkiye’nin Bölgesel Yükselişi Analizde, Türkiye’nin Irak’a hava savunma sistemleri satışı ve Endonezya ile insansız hava aracı anlaşması gibi savunma sanayisindeki gelişmelerine de vurgu yapıldı. NATO’nun ABD’den sonra en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye’nin, dünyanın 11. büyük silah ihracatçısı haline geldiği belirtildi. Erdoğan’ın Türkiye’yi önemli bir enerji ticaret merkezi haline getirme hedefi doğrultusunda yaptığı son açıklama da paylaşıldı: “Türkiye’nin amacı bu rekabette sadece seyirci kalmak değil, oyun kurucu olmaktır.”

“Otokratlarla İşbirliği İstikrarsız Ortaklıklar Yaratır” Analizin sonunda Gönül Tol’un şu uyarısına yer verildi: “Bir zamanlar NATO, demokratik dünya için bir savunma örgütü olarak tanımlanıyordu; artık bu ifadeyi kullanmak mümkün değil. Batılı ülkeler, NATO müttefikleri olan Türkiye gibi ülkelerdeki demokratik erozyona ve otokratik konsolidasyona giderek daha az dikkat ederek teknik konulara odaklanacaklar.” Tol, bu yaklaşımın bir hata olacağını belirterek, “Otokratlarla çalıştığınızda, her zaman ilk hedefleri rejimlerinin hayatta kalmasıdır. Rejim risk altındaysa, uluslararası anlaşmalara sadık kalmayabilirler; bu da onları istikrarsız müttefikler haline getirir.” ifadelerini kullandı.

Yazar: Yusuf Arslan