“`html

DEM Parti temsilcileri, cihatçı HTŞ ve bağlı grupların ocak ayının başından itibaren Suriye’nin kuzeyine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar üzerine siyasi partiler, sendikalar ve meslek odalarıyla başlattığı görüşmeler çerçevesinde ilk olarak CHP ile bir araya geldi.

Rojava için

Rojava İçin ‘Acil’ Çağrı: “Sessizlik Can Alıyor”

26 Ocak 2026

DEM Parti’nin Eş Genel Başkanları ve Grup Başkanvekillerinden oluşan delegasyon, CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin katıldığı CHP heyeti tarafından karşılandı. Toplantının sonuçları olarak DEM Parti heyeti, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.

“Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin Kapılarını Açmalı”

İlk olarak söz alan Tuncer Bakırhan, şunları ifade etti:

“Suriye ve bölgedeki durumu ele aldık. Oradaki insanlık trajedisi her geçen gün derinleşiyor. Bazı gruplar durumu daha da kötüleştirirken, barış için çaba gösterenler de var. Biz, orada çatışmaların sona ermesini ve sorunların diyalog ve müzakerelerle çözülmesini talep ediyoruz. Ancak, Türkiye’de artan bir nefret söylemi mevcut. Sürekli olarak Kürt düşmanlığı üzerine kurulu bir propaganda var. Kürtler, yaşadıkları bölgelerde hiçbir şekilde tehdit oluşturmadılar ve oluşturmayacaklar. Bu gerçeğin iyi anlaşılması gerekiyor.

Son 100 yıldır bölgede birçok kirli oyun dönmekte. Toplumsal bütünlüğü amaçlayan bu oyunlar, ülkeler arasında savaş ve çatışmayı besliyor. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan tarafından yapılan çağrı, bu döngüyü sona erdirmeye yöneliktir ancak bu çağrıdan hemen sonra Halep’te yaşanan saldırılar yeni bir tahribat yarattı. Barış için çaba sarf edenler, Halep’teki durumu terk ederek kendi halklarının güvenliği için mücadele yürütmeye çalıştı. DEM Parti olarak, bu oyunun farkındayız.

Kobani’de şu an büyük bir abluka mevcut. Elektrikler yok, su akmıyor ve çocuklar soğuktan hayatlarını kaybediyor. Ateşkes olmasına rağmen ciddi çatışmalar devam etmekte. Kürtler, yaşadıkları topraklarda hala huzur bulamıyorlar. Bu nedenle acil insani koridorların açılması şart. Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını bu amaçla açmalıdır.

Kürtlerin, SDG’nin bulunduğu bölgelerde IŞİD bayrakları dalgalanıyor. Türkiye’ye seslenmek istiyoruz: IŞİD sadece Kobani için değil, Diyarbakır ve İzmir gibi Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan vatandaşlarımız için de bir tehdit. IŞİD’in rampaya çıkmasına zemin hazırlayan dinamiklerin iyi analiz edilmesi gerekiyor. Kürtler çekildiğinde orada kazanan IŞİD değil, barış olmalıdır.

Son günlerde bazı medya organları ve siyasetçiler Kürtleri hedef alan bir dil kullanıyor. Bu dil, kimseye fayda sağlamaz. Mevcut durum, barışçıl bir dilin kullanılmasını gerektiriyor. Biz DEM Parti olarak bu dili kullanmaya devam edeceğiz.”

“Türkiye’nin Barışı, Suriye’nin Barışından Ayrı Değil”

Siyasetin bir çatışma aracı değil, çözüm üretebilecek bir alan olduğunu belirten Özgür Özel, Türkiye’nin barışı ile Suriye’nin barışının birbirinden koparılamayacağını vurguladı:

“Siyaset, çözüm ve diyalog üretmek için yapılır. Ayrılıklar, çatışmalar üzerinden değil; kardeşlik ve dostluk ile yarınları inşa etmek için gereklidir. Suriye’deki gelişmeleri dikkatle takip ederek, Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını yan yana görmekteyiz. Başka bir alternatif düşünmek bile mantık dışıdır.”

Özel, Suriye’de tüm etnik grupları kapsayan bir çözümden yana olduğunu dile getirdi:

“Tüm halkların; Türkmenlerin, Arapların, Kürtlerin, Dürzilerin ve Alevilerin dahil olduğu anayasa çerçevesinde barışın sağlanması gerekmektedir. Bu, Türkiye’nin barışına da katkıda bulunacaktır.”

“Kardeşlikten Bahsedenlerin Gerçek Yüzü Ortaya Çıkıyor”

Sınırların kardeşliği ortadan kaldırmadığının altını çizen Özel, Türkiye’deki nefret söylemine karşı dikkat çekti:

“Bir sınır var diye kardeşlik ortadan kalkmaz. İki tarafın içinde akrabalar barındırıyor. Türkiye’de 6-8 milyon Arap kökenli vatandaşımız var. Ancak, Suriye’deki karışıklıklar ve göç nedeniyle zaman zaman Arap düşmanlığı artmakta. Türkiye’de Kürt kardeşlerimizle, Cumhuriyetin kurucu unsurları olarak bir arada yaşıyoruz. Ama işler kötüleşince kardeşlik iddiaları bir kenara itiliyor. Nefret dolu bir dilin asla kabul edilemeyeceğini ifade ediyoruz.”

“Burada Bir Türk, Bir Arap, Bir Kürt Var”

Üç genel başkanın bir arada bulunmasının önemli bir sembolik manası olduğunu dile getiren Özel, “Biz burada Türk, Arap ve Kürt olarak bir aradayız. Ama hepimiz kardeşiz. Ürettiğimiz siyaset, düşmanlık yaratmaktan uzaktır. Kazanan kim olmalı sorusunu soralım; emperyal güçler mi, yoksa bizler mi? Barışı sağlamak ve demokrasiyi elde etmek için birlikte hareket etmeliyiz.”

Suriye’deki insani krizin boyutlarına dikkat çeken Özel, yardım ulaştırma konusunda Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın önemine değindi:

“Yardım TIR’larının Halep üzerinden Kobani’ye ulaşmasını destekliyoruz. Ancak, daha güvenli ve pratik bir yol Mürşitpınar Sınır Kapısıdır. Bu kapının açılması, yardımların doğrudan ulaşımını kolaylaştıracaktır. Bu nedenle Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlar için acilen açılmasını bekliyoruz.”

“Ateşkes Diplomasi İçin Kullanılmalıdır”

Ateşkesin askeri değil, diplomatik hedefler için değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özel, CHP’li belediyelerin yardıma hazır olduğunu belirtiler.

“IŞİD, Siyasi Bir Unsur Değildir”

IŞİD tehdidi hakkında sert açıklamalarda bulunan Özel, Türkiye’nin geçmişte ağır bedeller ödediğini hatırlattı:

“IŞİD, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük felaketlerden biridir. Atatürk Havalimanı’nda ve yılbaşı gecesinde masumları hedef alarak insan hayatına kastetmiş bir yapı, siyasi bir unsur değildir. Demokrasiye ve halk iradesine düşmandır. HTŞ gibi unsurları kravatla meşrulaştırmak mümkün değildir. Bu tür bir düzen, kimseye huzur getirmez, en çok da Türkiye için tehlikedir.”

“Barış Gelirse, Aydınlık Olur”

Özel, konuşmasının son kısmında barış mesajı vermeyi sürdürdü ve halkların geleceğinin siyasi hesaplardan daha değerli olduğunu belirtti:

“Hiçbir siyasi geleceğimiz, Türkiye’nin, Suriye’nin ve bölgedeki tüm halkların barışı ve refahı kadar önemli değildir. Bu coğrafyaya barış geldiğinde, hem Türklerin hem de Kürtlerin çocukları aydınlık bir geleceğe sahip olacaktır.”

“Feti Bey, ‘Keşke’ Demek Yerine Kanunu Getirsin”

Özel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’a yönelik eleştirilerde bulundu ve canlı yayın çağrısında bulundu:

“Feti Bey, ‘keşke mevzuat uygun olsaydı’ diyor. ‘Keşke’ demek yerine bir telefon açmak çok daha kolay. Eğer gerçekten bir şey yapmak istiyorsa, bu fırsatı değerlendirmelidir. Eğer keşkek istiyorsa, bu konuyu biz destekleyebiliriz ama ‘keşke’ demesini istemiyoruz, şu kanunu getirsin.”

Suriye’de iki insani yardım koridorunun açılmasının ardından, Rojava’da artan insani krize yönelik uluslararası ve yerel kuruluşlardan ‘acil yardım’ çağrısında bulunuluyor. Türkiye’den de Suriye sınırında yeni bir yardım koridoru açılması talep ediliyor.

(EMK)

“`